MOTORSİKLET BİR YAŞAM BİÇİMİDİR

Çarşamba, Temmuz 4, 2007 - YAŞANASILAR

YAŞAYAN BİLİR

 

 

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Perşembe, Temmuz 27, 2006 - Hipotermia, belirtileri ve korunma yolları

Vücut ısısı 35 derecenin altına düşen kişi “Hipotermia ye girmiş” demektir. Bunun en büyük sebebi ise soğuğa maruz kalmaktır. Aşırı giyinmek ve sonucunda terlemek de buna etkendir, az giyinmekte. Vücut ısısının %70 i baş ve boyundan, %10 u ise bileklerden kaybedilir. Bu Bunun sebebi ise bu bölgelerde derinin ince olması ve ana damarların deriye çok yakın olmasından kaynaklanmaktadır. Bu yüzden bu bölgelerin çok iyi korunması lazımdır. Hipotermia yı hafif ve ciddi olmak üzere ikiye ayırabiliriz. Vücut ısısının 32 santigrad dereceye kadar düşmesi “Hafif Hipotermi” şeklinde adlandırılabilir. · 37 – 35 santigrad derecede, üşüme hissi, titreme, deride hissizlik başlar. Kasların verimi düşer. Kişi kendi kendine söylenir. Sık sık idrara çıkılır. Bunun sebebi böbreklere fazlaca kan gitmesi ve böbrekleri çalıştırmasıdır. · 35 – 34 santigrad derecede, güçsüzlük hissi vardır. Kişi yavaş yürümeye başlar. Koordinasyon eksikliği belirgin olarak gözlenir. Akıl karışır, saçmalamalar, kayıtsızlık başlar. · 34 – 32 santigrad derecede, koordinasyonu iyice azalır. Tek başına yürüyemez. Ayakta durmakta zorluk çeker.Sürekli tökezler, düşer. Ellerini kullanmakta zorlanır.Düşünme ve konuşma yavaşlar, hafıza kaybı başlar. Hastanın üşüyen elleri, ayakları acır. Yine de bir şeylerin ters gittiğini reddeder. “Ciddi Hipotermia” Vücut ısısının 32 santigrad derece ile 28 santigrad derece ve altına düşmesi halinde ciddi hipotermia den söz edebiliriz. · 32 – 30 santigrad derecede, titreme iyice azalır ve hatta durur. Artık yürümek, ayakta durmak mümkün değildir. Kişi, soğuğa karşı korunmaya ihtiyaç duymaz. · 30 – 28 santigrad derecede, kaslar sertleşmeye başlar, yarı bilinçlidir. Kalp atışları ve solunum belirsizleşir, gözbebekleri ise genişler. · Vücut ısısı 28 santigrad derecenin altına düşerse, bilinç tamamen kapanır. 20 santigrad dereceye kadar düşerse de kalp durur ve ölüm gerçekleşir. Fizyolojik açıdan bakılacak olduğunda, eğer vücuttan genel bir ısı kaybı meydana geliyorsa vücut yüzeyindeki sinirler yüzeydeki damarları bloke ederek kanı hayati olan iç organlara çeker.Genel olarak ısı -10 derecenin altına düştüğünde soğuktan dolayı bu sefer sinirler işlevini yitirir ve yüzeye giden kana izin verirler.Bu aşamada kişi kendini ısınmış zanneder ve titreme kaybolur.Yüzeye gelen kan kılcal damarlar yoluyla havayla daha fazla temas edeceğinden aslında ısı kaybı daha fazla artmaktadır.Yüzeyde soğuyan kan iç organlara döndüğünde onların da ısısını çalar bu döngü bir yerde engellenmezse kişi komaya girip ölünceye kadar devam eder. Hipotermia gelişimi sırasında kalp önce hızlı atar fakat zamanla yavaşlar.Zamanla kalp vücuda yeteri kadar kan pompalayamamaya başlar.Böbrekler ise idrar oranını arttırır.Sebepleri böbreğe daha fazla kan gelmesi veya doğrudan soğuğa maruz kalmasıdır. Merkezi sinir sistemi de etkilenir.Yürürken tökezleme,düzgün konuşamama gibi örnekleri va! rdır. HIPOTERMIA’YE GİREN BİRİNE NASIL YARDIM ETMELİSİNİZ? · İlk olarak ek giysiler giydirin. Üzerini örtün. · Islak giysilerini çıkartıp vücudu kurutun. · Uzuvları donma açısından araştırın. · Bilinci yerindeyse bol bol sıvı içirin. Sıvı ne çok sıcak ne de çok soğuk olmalı. Sık ve azar azar kalorisi yüksek yemek verin. · Ağır durumda değilse, hareket ettirilerek vücut ısısının artırılması sağlanmalıdır. · Mümkünse çadıra ve daha önceden ısıtılmış uyku tulumuna koyun. Normal vücut sıcaklığına sahip bir kişi aynı tuluma girerek ısı transferi sağlayabilir. · Tüm vucudun aynı anda ısıtılması, kanın daha da soğuyarak iç organlara dönüşüyle ölüme neden olabilir. Karın, göğüs ve derinin ince olduğu boyun, koltuk altları ve kasıklar ısıtılmaya çalışılmalıdır. · Çadır yoksa rüzgar almayan bir yere yerleştirin. Ayrıca her kişi, şüpheli bir durumda kendi nabzını almalı. Hipotermia vakalarında sık sık nefes, vücut sıcaklığı ve nabız kontrol edilmeli. Nabzı hissetmek zor olabilir. Sabırla beklenmeli. Vücut sıcaklığı koltuk altından alınmalıdır. KORUNMAK İÇİN NASIL GİYİNMELİYİZ? · Gereksiz giyimden kaçının. Fazla giyinmek, insanı terletir. Bu da ısı kaybına neden olur. Terli vücuda vuran rüzgar ise daha fazla ısının vücuttan çıkmasına sebep olur. · Giyim seçerken, özellikle tek bir kat kalın giysi yerine, ince giysilerden birkaç tane giyinmek en doğru olanıdır. Bu sayede yürürken yada başka bir aktivite yaparken terlemeden aktivitenizi yapabileceğiniz giysiyi daha kolay bulabilirsiniz. Sıcak olursa bir katını çıkarmak suretiyle terlemeye engel olabilirsiniz. · Dar giysiler kan dolaşımını engeller. Bu da vücutta her noktaya kolayca kan gitmesini engeller ve ısınma problemi olur. · Bol giysiler de sakıncalıdır. Bunlarda ısı dışarı sızar. Vücut ısısının geri dönüşümü de zordur. Yani giysi ile vücut arasındaki hacim büyük olacağından bu hacmin ısıtılması zorlaşacaktır. · Yürüyüş, motosiklete binerken yada başka bir aktiviteye başlayacağınız zaman üşüyerek başlayın. Aktivite sırasında terleteceğinden şüphelendiğiniz kıyafetleri çıkarın. Aktivite arasında mola verdiğinizde ise üzerinizdeki terin soğumaması için mutlaka üzerinize bir şeyler giyin. Mümkünse kuru kıyafetler, çantanızın hemen ulaşılabilecek bir yerinde olsun ve değiştirin. · Motosiklet ile seyahatte ise motosiklet montlarının içinde kalın kıyafetler yerine daha ince ama kat kat kıyafetler seçmeliyiz. Üşüdükçe üzerimize bir kat giymeliyiz. Sıcak olursa da bir kat çıkarmalıyız. Ta ki terlemeyeceğimiz kıyafetlerin varlığına emin olana kadar. Mola yerlerinde ise kesinlikle motosiklet montunu çıkarıp, daha ince bir mont yada başka bir kıyafet giymeliyiz. Unutmayalım ki motosiklet montları durduğumuz yerde hareket halindekinden çok daha az nefes alır ve bu yüzden de terleme oluşur. Buna yola çıktığımızda vuran rüzgarı da eklersek hipotermia için mükemmel bir zemin hazırlamış oluruz. · Vücut ısısının %70 inin baş ve boyundan çıktığını düşünülürse, kaskın içine mutlaka alnı da örtecek bir uzun balaklava giymekte fayda olacaktır. Bu sayede hem baş hem de boyun korunmuş olur. · İyi yemek yenmeli, bol bol sıcak sıvı alınmalıdır. Yola çıkarken yanınızda mutlaka 1,5 litresi sıcak, toplam 2,5 lt sıvı olmalıdır. · Kamp yerinde yatmadan mutlaka tuvalet ihtiyacı giderilmelidir. · Tuluma girmeden hemen önce yapılacak 10 dk lık birkaç egzersiz, vücudun iyice ısınmasına ve tulumun içine sıcak girmenize sebep olacaktır. Bu sayede tulum içinde daha çabuk ısınacaksınız. · Gerekmedikçe gece çadırdan çıkmayın. · Ayrıca uzun vadeye bakılacak olursa, gece kalın örtünmemek, şehirde çok kalın giyinmemek, çok sıcak su ile duş alınmaması da vücudun dengesi açısından önemlidir.

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Salı, Temmuz 25, 2006 - Lastiğe zarar veren nelerdir?

Bir çoğumuz kışın motosikletini kış uykusuna yatırıyor. Maalesef bu kış uykusunun lastiklere olan zararları çok fazla. Şimdi neler yapmanız gerektiği konusunda daha ayrıntılı birkaç madde sayalım.



Öncelikle "Lastiğe zarar veren nelerdir?" sorusuna bir yanıt bulalım. Oksijen ve nem lastiğin düşmanlarıdır. Dış ortamdaki oksijen ve nem çok fazla zarar vermez ancak, lastiğin içine sıkıştırdığımız havanın içindeki oksijen ve nem çok daha tehlikeli. Çünkü bunlar serbest kalabilmek için lastiğin katmanları arasına sızıyor. Bir diğer sorun da güneş ışığı. Eğer güneş ışığı direkt lastiğe gelirse lastik hamur karışımı içinde bulunan antiozodant maddesi lastiği koruma uğruna azalıyor (kandaki antikorlar gibi).... Bunun yanında yağ, akü asidi, solvent, deterjan gibi petrol türevi ürünler, lastik yüzeyinde mevcut ise, bunlar da lastiğin ömründen gün çalmakta.

Peki o halde ne yapmalıyız?
1. Lastik 2,3 PSI fazla şişirilmelidir. Mümkünse lastikteki tüm hava boşaltılıp, Nitrojen tercih edilmelidir.
2. Lastik, Pudra, sulandırılmamış arap sabunu veya vazelin ile ince bir kat kaplanabilir,
3. Betonla temasını kesmek için yere tahta konulmalı veya naylon serilmelidir.
4. Yere temas eden alanda geçici düzleşmeyi önlemek için her ay motosiklet 50cm öne veya arkaya haraket ettirilmelidir.
5. Her türlü yağ, akü asidi, solvent, deterjan gibi petrol türevi maddelerden uzak tutulmalıdır. Eğer bu tür ürünler lastiğe daha önceden bulaştıysa, mutlak suretle sabunlu su ile yıkanıp, bol su ile durulanmalıdır.
6. Depolama ortamı havadar, nemsiz ve -50 derecenin altında olmamalıdır.
7. Unutulmamalıdır ki, 0'ın altındaki değerler de lastiğin sertleşmesine sebeptir. Sürekli bu ısıda sabit kalan lastik, kendini toplayamadan sertleşecek ve daha sonra motosikletinize bindiğinizde yol tutamaz hale gelecektir.

İşte bunları uyguladığınız takdirde mümkün olan en az zararı lastiğinize vermiş olursunuz. Ama siz siz olun, mutlaka sadece lastikleriniz için değil, motorunuzun ömrü içinde 10 günde bir motorunuzu çalıştırıp, lastikleriniz ısınana kadar dolaşın. Bu hem lastikleriniz için, hemde motorunuzda ki yağ süzülmesinden dolayı ilk çalıştırma esnasındaki sürtünme sonucu oluşacak zararlardan da motorunuzu koruyacaktır.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Salı, Temmuz 25, 2006 - suzuki chopper



Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Salı, Temmuz 25, 2006 - harikabir chopper

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Pazartesi, Temmuz 24, 2006 - YENİ ARKADAŞLARIMIZA


Hızla gelişen motosiklet sektöründe yenilerin yanında olmak, onlara doğruyu göstermek, alt yapısı sağlam motosikletçiler yetiştirmek bizim asli görevimizdir. Gerek motosiklet alımlarında, gerek sürüş tekniklerinde, gerekse donanımlarında doğru yönlendirilmeleri, onların hayati ve ekonomik yaşamlarının korunmasını sağlar. Bu bakımdan yazılarımın çoğunlukla yeni arkadaşlarımıza yönelik olduğunu bilmenizi isterim.


Kask camlarının (vizör) ömrü devamlı temizlemek zorunda olduğumuzdan, kask kadar uzun ömürlü değildir. Zaman içinde silinmekten belli belirsiz çizikler oluşur. Özellikle geceleri ışıkların kırılmasına neden olan bu çizikler kullanıcıyı yanıltarak tehlikeye neden olur. Mutlaka yeni vizör alınıp, temiz görüş sağlanmalıdır. Bu nedenledir ki, kask alırken satıcıdan kask camı ve mekanizmalarının yedeklerinin olup olmadığı sorulmalıdır. Bir de renkli ve aynalı vizörler vardır. Bunlardan sadece sarı renkli antifar olanlar gece kullanılabilir. Diğerleri güneş gözlüğü gibi ışınlardan korunmak içindir. Gece kullanıldığı takdirde görüş kalitesini düşüreceğinden tehlike yaratır. Gündüz kullanıyor olsanız bile tünel girişlerinden önce vizörünüzü mutlaka açmalısınız.

Böbrek Ve Sırt Koruma

Motosikletçiler arasında bellik diye anılan kuşağın kullanım amacı böbrekleri korumaktır. Beli saran bu kuşak hem böbreklerin üşütmesini, hem de sarsılmasını önler. Eğer sakin bir yapınız varsa, sadece bellik size yeterli olabilir. Yok eğer gaza gelen bir tipseniz, risk sınıfındasınız demektir. İşin doğrusu motosiklet kullanmamanızdır. Kendinizi tanımanıza rağmen motosiklete biniyor ve sert kullanıyorsanız size sırt koruma şarttır. İnsan vücudunda kafa ve omurilik, korunması gereken en hayati iki bölgedir. Kask başımızı, sırt koruma omuriliğimizi korur. Boyundan kuyruk sokumuna kadar uzanan balık sırtı dizili protektörler, sır üstü düşmelerde omuriliğe gelebilecek darbeleri karşılar. Bel kısmı ise kuşak şeklinde olduğundan, böbrek koruma özelliği taşır.

Dizlik

Motosiklette oturum konumunda en fazla rüzgar alan ve darbelere açık yerimiz dizlerimizdir. Ekstra takılan diz protektörleri (diz koruma) olduğu gibi kendin diz protektörü motosiklet pantolonları da vardır. Diz protektörü diz kapağı kısmını sıcak tuttuğundan, ileriki yaşlarda romatizma riskini azalttığı gibi, başımıza en sık gelen bir örnekle otomobilerin arkaya bakmadan ani kapı açmalarında ilk muhatap dizlerimizdir. Bu olayı yaşayan iki arkadaşımızdan, diz protektörü takılı olan, kapının boyasının dizine bıraktığı izle atlatırken, dizlik kullanmayan arkadaşımızın sekiz dikiş yediğini hatırlatmak isterim.

Yüz Maskesi

Başa giyilen yüz maskesinin asıl amacı bilinmediğinden, kullanımı pek yaygın değildir.Çoğunlukla soğuk havalarda üşümemek için kullanıldığı düşünülür. Halbuki yüz maskesi hijyendir. Aynı çorap gibi vücuttan çıkan toksinin emilip kaskın iç yüzeyine geçmemesini sağlar. Sanıldığının aksine sıcak havalarda faydası daha büyüktür. Teri emer, kaskın içerisine kötü koku sinmesine mani olur ve her yıkanıp giyildiğinde mis gibi kokar. Kaskın giyilip çıkarılması esnasında yüzümüzün kask tarafından sürtünüp, çizilmesini önler. Soğuk havalarda da kullanıldığı doğrudur. İpek, merserize ve yün gibi çeşitleri vardır. Mevsime göre seçim yapılmalıdır. Bütün önlemlere rağmen kaskın iç yüzeyi zamanla kirlenir. Bunun içinde temizleyici madde (Helmet Care) temiz bezle silinerek ilk günkü gibi olmasını sağlar.

File

Motosikletin bir köşesinde bulundurmakta fayda vardır. Arka ve yan çantalar hatta depo üstü çantalar olsa bile, seyahat halinde mutlaka extra bir yükleme çıkar. İşte o anda, yanınızda taşıdığınız küçücük bir file büyük bir iş halleder.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Pazartesi, Temmuz 24, 2006 - resimler




Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Pazartesi, Temmuz 24, 2006 - MOTOSİKLET AKSESUARLARI

Öhlins Amortisörleri: Amortisör çoğumuzun motosiklet performansında göz ardı ettiği noktalardan biridir. Halbuki yere iletilemeyen bir güç motosikletinize hiçbir şey katmayacağı gibi sürüşü tehlikeli şekilde etkileyebilir.

Öhlins amortisörleri bu konudaki üstün performansını yıllardır hem pist hem de kros parkurlarında dünyanın en büyük yarış takımları ile beraber çalışmasına ve araştırma-geliştirme konusunda yaptığı yatırımlara borçludur. Tüm motosiklet yarışlarında sayısız birincilikleri Öhlins'i vazgeçilmez marka haline getirmiştir.

Akrapoviç egzost sistemleri:

AKRAPOVIC egzost sistemleri üreticinin kullandığı sistemlerin üçte biri ağırlığa kadar düşmekte ve ulaşılabilecek en yumuşak ve mükemmel güç eğrisini sağlamaktadır. Motorun hem en üst devirlerde hem de tüm devir aralığında gücünü arttırır. Paslanmaz çelik ve Titanium'un çok özel kullanımı sayesinde yüksek kaliteli bir üretim yapmakla birlikte gereksiz kaplama ve işlem yapılmadığından çevre dostu bir ürün ortaya çıkıyor.

Micron egzost sistemleri :

Dünya, Avrupa, İngiltere ve Ulusal bir çok şampiyonada süregelen zaferler Micron sistemlerinin yarışlarda ne kadar başarılı olduğunun göstergesidir. Kapsamlı araştırma ve geliştirme çalışmaları ve her sistemin defalarca dinamometrede test edilmesi yarışta karşılaşılacak ağır şartlarda sistemlerin yüksek güç ve tork sağlamasını garanti eder.

Çok önemli ağırlık avantajı sağlamak için paslanmaz çelik veya titaniumdan, susturucu olarak da parlak alaşımlı veya carbon kullanılarak üretilirler. Tüm MICRON sistemleri FIM ses sınırlarının içindedir.

National Cycle :

National Cycle Dünyadaki prestijli motosiklet üreticilerinin birçoğunun orjinal camlarını üretmekle birlikte aynı zamanda aksesuar cam azarının en kaliteli cam ve aksesuarları üreticisidir. National Cycle cam teknolojisi NASA'nın Uzay paketleri ve seçenekleri ile tüm chopper ve cruiser model motosikletlere hizmet sunabilmekteyiz.

Highway Hawk :

Highway Hawk tüm japon custom chopper motosikletler için dünyanın en geniş aksesuar seçeneklerini sunmaktadır. Motosikletiniz kendinize özgü yapmak istediğinizde tüm aksesuar çeşitleri Highway Hawk'da. Yer darlığından buraya sığdıramadığımız ürünlerin tümü hakkında bilgi ve fiyat almak için Highway Hawk kataloğunun tümünü incelemek çin en yakın DEMAKS MOTOR bayii veya showroom'una uğrayınız.

Alpinestars :

Motokros ve Cadde motosikletleri giyimi pazarında senelerdir hem ileri teknolojileri, hem performans hem de stil bakımından yıllardır en sansasyonel ürünleri sunan isimdir. Doohan, Criville, Biaggi, Checa ve Haga gibi GP starları ve Mc Grath, Carmichael, Tortelli, Lusk gibi motocross starlarının tercih sebebi olması yalnızca sponsorluk değil aynı zamanda Alpinestars'ın konusundaki en teknik malzemeleri kullanarak konfor ve güvenliği aynı oranda sağlamasıdır.

AGV Kaskları :

Çok geniş ürün yelpazelesi sayesinde her kullanım ve her bütçeye gçre seçenekler sunmaktadır. AGV 1947 yılından beri kask üretmekte olan bir firma olarak kask teknolojisinde birçok ilke imza atmıştır. Bu üretim teknolojisi ve senelerdir motosiklet yarışlarında en üst seviye pilotlar ile kazanılmış tecrübe AGV'nin her zaman piyasanın en iyi kasklarını üretmesini sağlamıştır.

Troy Lee Designs :

Ekibi yarışçı ruhunuzu dışa vuran ve dizayn ile birlikte işlevselliği de unutmayan eşsiz ürünler yaratmaktadır. Gerek giyim olarak, gerek aracınızı güzelleştirecek ve özgünleştirecek yapıştırmalar olarak çok zengin bir seçeneğe sahip olan Troy Lee Designs size renk katacaktır.

Spyke :

GP ve Superbike yarışlarından caddelere taşınan çarpıcı dizaynlar ile yola çıkan firma son senelerde Enduro ve Touring klasmanı için de giyim üretmeye başladı. En kaliteli malzemeleri bir moda terzisi ustalığı ile kullanan Spyke motosiklet giysisinde takip edilen firma haline geldi.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Pazartesi, Temmuz 24, 2006 - BAŞLARKEN

Motosikleti seviyorsunuz. Onunla tanışmak, hakkında bilgi edinmek istiyorsunuz. Nereden nasıl başlayacağınız hakkında güvenilir bir danışmana ihtiyacınız var. O halde  hoş geldiniz.


Yeni başlayacaklar için;

1- Motosiklet seçimi

Amacımıza uygun doğru motosikleti seçmek çok önemlidir. Bunu yaparkende henüz bu konuda yeni olduğumuzu unutmayıp, küçük hacimli uysal motosikletleri tercih etmeliyiz. At sporunda da önce refleksleri zayıflamış, yaşlı atlara bindirirler. Böylece acemiliğimizi absorbe etmiş oluruz.

2- Hangi versiyon?

Motosikletler kullanım amaçlarına göre çeşitlenirler. Scooter, chopper, enduro, racing ve turing en yaygın olanlarıdır.

Scooter

Daha çok şehir içi kullanımında pratik olan motosikletlerdir. Genelde otomatik şanzıman olarak üretilen bu motosikletler, kapalı karoserleri sayesinde üstümüzü de çamurdan korurlar. Sele altı boşlukları bir kaskın konulabileceği şekilde dizayn edilmiştir.

Chopper

Klasik ve narin çizgiler taşıyan bol kromlu görsel motosikletlerdir. Ön furç açıları geniş olduklarından şehir içi kullanımlarında fazla kıvrak değillerdir. Bir biblo gibidirler, temizleyip parlatılması insana zevk verir.

Enduro

Her türlü hava ve yol şartlarında gidebilen çok amaçlı motosikletlerdir. Özellikle ülkemizin bozuk yolları için idealdir. Büyük çaplı jant ebatları, uzun amortisör mesafeleri sayesinde yol emniyetleri üstündür. Daha çok doğayı ve tarihi seven insanların tercihidir. Ana yoldan rahatlıkla çıkabilirsiniz.

Racing

Anıldığı gibi yarış motosikletlerinin sokak için yapılmış olanlarıdır. Spor ve cadde motosikleti de denilebilir. Kullanmak için ciddi deneyim gerekir. Özellikle yeni başlayan arkadaşlar hep bu motosikletlerin hayalini kurarlar. Başlamak için doğru seçim değildir. Çok arzu ediliyorsa tek silindirli iki zamanlı 125 cc bir racing motosiklet olabilir.

Turing

Uzun yol motosikletleridir. Oturum konumu sürüş rahatlığı açısından konforlu motosikletlerdir. Özellikle oto yollarda yolculuk yapan insanların tercihidir. Yola oturması rüzgar koruması ve uzun sürüşlerde yormaması turing motosikletlerin özelliğidir.

3- Tavsiye edilen motosikletler

Yeni başlayan arkadaşlarımız genelde çevrelerindeki arkadaşlarından etkilenirler. Eğer seçim doğruysa mesele yoktur ama sık sık vurguladığım gibi 4 silindirli 600 cc lik bir cadde motosikletini başlangıç motosikleti olarak seçiyorlarsa büyük hatadır. İlk motosiklet en fazla 2 silindir olmalı ve 250 cc yi geçmemelidir. Ülkemizde ithal edilmiş tek silindir iki ve dört zamanlı 125 cc motosikletler olduğu gibi iki silindirli dört zamanlı 250 cc motosikletler de vardır. Hatta alternatifler dahi mevcuttur.

4- Kim Öğretecek

En onemli konu budur. Maalesef gerçekleri vurgulamak zorundayım. İstisnalar hariç ehliyet kurslarında motosiklet eğitimi yok denecek kadar zayıftır. Bu durumda iki yol takip edebilirsiniz, ya tam teşekküllü bir kursa gideceksiniz, ya da özel ders alıp kendi motosikletinizle müracaatı yapacaksınız.

5- Motosiklete binmeden önce

Kask, korumalı ceket, bellik, eldiven, dizlik motosiklete binmeden önce daima takılması gereken ekipmanlardır.

6- Artık yoldayız

Bu aşamaya geldikten sonra her şeyde olduğu gibi kendimizi geliştirmeliyiz. Deneyimli motosikletçilerin sohbetlerinde öğreneceğiniz çok şey vardır. Onlarla tanışıp gezin, arkalarında gitmek size sürüş tekniği kazandırır. Kilometre yapın, tecrübeniz artsın. Göreceksiniz ileride seçeceğiniz motosiklete siz karar vereceksiniz. Çünkü zaman içersinde motosiklet sizin hayatınızda en çok nerede varsa o amaca yöneleceksiniz.

Sağlığı müsait olan herkes motosiklet kullanabilir. Bu keyfi yaşamanız dileğiyle.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Pazartesi, Temmuz 24, 2006 - MOTOSİKLET FELSEFESİ

Motosiklet kullanmanın asıl felsefesine gelince; hayatı içinizde bir yerlerde hissetmek ve onun ne kadar değerli olduğunun hergün farkına varmak için motosiklet kullanın,
İnsanlar günlük hayatlarında, koşuşturma ve yoğunluk içerisinde etraflarına bakarak aslında hayatın nasıl akıp gittiğini çok da fark etmeden bir yaşam sürdürüyorlar. Trafikte otomobil kullanırken, evde TV seyrederken hayatımızın ne kadar sıradan ve sıkıcı olduğunu çok fazla sorgulamadan yaşıyoruz.

Her tür motor sporunu ve özellikle motosikleti hayatımızda özel yapan şey, tüm bu monotonluğun ortasında sıradışı bir heyecanı yaşamak ve bu heyecana yarışları seyrederek ortak olmak.
Motosiklet kullananlar bilir; motorun üzerindeyken yaptığınız işe çok iyi konsantre olmanız gerekir, bir anlık dikkatsizlik felaket demektir. Ama tüm bunların yanında motosiklet kullanmak, derin bir bilinç ve uyanıklık halidir aslında. Etrafınızda olan herşey görüş alanınız içindedir, rüzgarı yüzünüzde hissederken, renkleri daha açık, sıcağı ve soğuğu daha keskin hissedersiniz. Motosiklet kullanmak tüm duyuların bir saat ritminde çalışmasıdır. Otomobilde bir cam arkasında seyrettiğiniz yolun her kıvrımını, her kasisisini ellerinizde ve ayaklarınızda hissediyor olmak sıradışı bir deneyimdir.

BİLİNÇLİ KULLANICI AZ
Ülkemizde iyi bir motosiklet kullanma şansını yakalayan insan sayısı ne yazık ki çok az. Bu kitle içerisinde bilinçli kullanıcı sayısı ise üzücü bir şekilde çok yüksek değil. Motosiklet kullanmanın ve bunu bir yaşam stili haline getirmenin ne demek olduğunu yeni yeni kavrıyoruz. Makine ve insanın sonsuz uyumu her tür motorsporunda olduğundan daha çok motosiklette hissedilir. Yolla beraber akıp gitmeyi öğrenmelisiniz. Trafiği düşünün bir kere; eğer trafikteki sürücülerin büyük bir çoğunluğu yol şartları ne olursa olsun onunla savaşmayı değilde onunla şartlara uygun bir şekilde akıp gitmeyi öğrenseydi, hayatımız yollarda bu kadar zor olmazdı.
İstanbullular bilir; sabah uyanıp otomobilinize bindiğinizde hiçbir zaman günün size nasıl bir sürpriz hazırladığını bilmezsiniz. Ülkemizde pistte yarışan bir tane bile F1 pilotu olmamasına rağmen yollarda yüzlercesine rastlamak mümkündür. Bu sorumusuz insanlar, kendileriyle beraber yüzlerce insanın hayatını riske ederken yaratacakları sonuçlar hakkında çok da bilinçli değillerdir. Motorosporları bunun için çok kritik bir önem taşımakta. Motorsporlarınının yaygın olarak yapılması kazalara ve risklere karşı bilinci artırırken, sokakta yarışma heveslisi insanları frenlemek için de bir yol olacaktır.

AMAÇ DAHA HIZLI GİTMEK DEĞİL
Genel olarak motorsporlarının amacı daha hızlı gitmek değil, kişisel yeteneklerle makinenin uyumunu en üst düzeye taşımaktır. Motorsporları dünyasındaki ünlü pilotları özel yapan şey de bu pilotların bu uyumu en üst düzeyde yakalamış olmalarıdır.
Ülkemizde her konuda gösterdiğimiz bilinç ve özveri eksikliğini ne yazık ki bu konuda da gösteriyoruz. Pekçok otomobil ve motosiklet kullanıcısı kullandıkları araçların sınırlarını ve çalışma esaslarını bilmiyorlar ve çoğunlukla yaptıkları hareketlerin sonuçları hakkında bilinçli değiller.
Tüm bu ekonomik kaos ve sosyal sorunlar içerisinde bunlar ayrıntı ve ikincil öneme sahip işler gibi görünmelerine rağmen tümünde insan olarak yaşam kalitemizin yükselmesi adına hepimizin uygulaması gereken şeyler. Kullandığımız aracın üzerindeki güvenlik unsurları koruyucu olabilirler ama asıl olan bir kazaya sebep vermemektir. Bunu sadece kullanıcıların bilinci sağlayabilir, ne yazık ki araçlar hala akıllı değil onların aklı ve beyni biz olduğumuza göre bu bilinci biz sağlayabiliriz.
Biraz konu dışına çıkmış olsak da ülkemizde yaşadığımız kemikleşmiş bir probleme değinmek istedim. Bugün yarış dünyasında hiç bir pilot ve takım güvenlik şartları yerine tam olarak getirilmemiş bir yarışta start almazken biz, Türkiye’nin yetersiz yol ve güvenlik koşullarında araçlarımızı limitlerinde ve hatta limitlerinin çok dışında ve üstünde kullanarak hem kendimizi hemde etrafımızdakileri büyük risklere atıyoruz.

MOTOSİKLET KULLANMANIN FELSEFESİ
Motosiklet kullanmanın asıl felsefesine gelince; hayatı içinizde bir yerlerde hissetmek ve onun ne kadar değerli olduğunun hergün farkına varmak için motosiklet kullanın, aslında çevremizde olan ve biten herşeyin bizim hayatımıza dolaylı veya dolaysız ne kadar etkili olduğunu kavramak için bunu yapın, bir dahaki sefere arabanızın camından izmarit fırlatırsanız arkanızdan gelen birinin canını fena yakabileceğinizi, yolun ortasına bırakılmış küçücük bir taşın yok yere bir hayata mal olabileceğini, dikiz aynanıza bakmadan yapacağınız hızlı bir manevranın birilerinin hayatına hatta sizin hayatınıza mal olabileceğini düşünün, eğer hayat değerli ise onu sadece koruyarak ve hep beraber çalışarak kalitesinin yükseltebileceğinizi bilin.
Bu arada motosiklet kullanmayanlar için bir hatırlatma motor kullanan insanlarında et ve kemikten olduğunu ve bir otomobil kullancısından daha fazla risk taşıdıklarının farkında olun.
Saygı sınırlarını yitirmiş bir toplumda temel saygı prensiplerini uygulayarak bile hayat kalitemizi ne kadar yükseltebileceğimizi bir kere daha düşünün.
Motosiklet kullanın, çocuklarınızın da kullanmasını teşvik edin, onlara sorumluluk ve bilinç aşılayın birgün onlarında aynı şeyleri yaşayıp aynı hayal kırıklıkları ile sokaklarda birbilerine avazları çıktığı kadar bağırmalarını istemiyorsanız, hayat bilinci kazandırın.
Motosiklet basit bir ulaşım aracı olarak görünsede temelde hayatın kendine dair ne kadar çok ipucu verebilir bir düşünün, herkese keyifli sürüşler.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

CESARETİN VARMI ?

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
e-posta

Kategoriler

    Arkadaşlarım